Abdullah ve Ablası

Yazımızı Paylaşın

Abdullah ve Ablası / Dini masallar

İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. (bakara suresi, 195. ayet)

Dünyanın bir yerinde, on dört yaşında, ismi Abdullah olan bir çocuk yaşardı. Saçları rüzgârda dalgalanır gibi duran, elâ gözlü bir çocuk… Küçük kalbinde gizli bir ayna taşır gibiydi. Onunla konuşanlar, iri parlak gözlerinde yansıyan kendi ruhlarını görürler, eksiklerini ve hatalarını anlarlardı.

Abdullah, yere tükürenleri, suya çöp atanları uyaran bir çocuktu. Kimseyle kavga etmezdi. Etrafa bir bahar kokusu saçarak dolaşırdı. İnsanın içini güneş gibi ısıtırdı. Nasıl böyle bir çocuk olmuş, bilen yoktu. Kendinden pek bahsetmezdi. Bazen babasının ölürken yüzünde çok mutlu bir gülümseme olduğundan söz ederdi. Göğe bakarak, huzurlu ve korkusuz öldüğünden. Bazen de annesinin kendisine bıraktığı bir günlükten ezberlediği bir şiiri okurdu.

Küçük bir kulübede ayağından sakat ablasıyla otururdu. Birlikte odunlardan tahta kaşık, oyuncak falan yontarlardı. Bunları satarak geçinirlerdi.

Bir gece boyunca uğraşmış, ablasına üzerinde Kur’an okuması için tahtadan bir rahle yontmuştu. Üstüne de bıçağının ucuyla dallar, güller çizmişti. Çok beğenmişti ablası bu rahleyi. O günden sonra daha çok Kur’an okur olmuştu. Seher vaktine kadar Kur’an okuyup annesi ile babasına daha çok dua gönderir olmuştu.

Abdullah, tahtadan sevimli kuşlar yontar ve parası olmayan küçük çocuklara hediye ederdi. Onun yaptığı tahta arabalar, diğer plâstik arabalara benzemezdi. Tahta kağnısı, üstünde ağır yükler taşırdı; el arabası tekerleklerinden gerçek gıcırtılar çıkarırdı. Abdullah, kazandığı paranın bir kısmıyla eve erzak alır, gerisini yoksul, özellikle kimsesiz yaşlı kadınlara dağıtırdı. Ablasına:
— Bu bizim, asıl kendimize ayırdığımız para. Bu dağıttığımız para hiç yok olmuyor, ahirette yaşayacağımız hayatta, gerçek hayatta bize destek olacak, derdi.

Bazen ablasıyla çok çalışırlardı. Tahta verniği alıp yaptıkları en güzel oyuncakları parlatırlar, bunları pazarlarda satarlardı. Sonra da kazandıkları parayı ihtiyaç sahiplerine dağıtırlardı. İşte o zaman içleri huzurla dolardı. Ablası:
— Biz yardım yapınca çok mutlu oluyoruz. Annemle babam da seviniyor, rahatlıyor, gurur duyuyor mudur acaba bizimle, derdi.

Oturdukları kulübecik pek sadeydi. Evin önündeki küçük bahçelerinde bir limon, bir zeytin, bir de elma ağacı vardı. Ağaçların arasına bir iki fide domates ve maydanoz da ekmişlerdi. Bahçelerini çok seviyorlardı. Onlara bu bahçeyi verdiği ve kendilerini yiyeceksiz bırakmadığı için her zaman Allah’a şükrederlerdi. Evlerinin yakınından bir de demir yolu geçerdi. Abdullah daha küçük bir çocukken uzun tren katarlarına dalar, vagonların geçişi hiç bitmeyecek zannederdi. Ancak büyüdükçe, tren geçip gittikten ve düdüğü uzaklarda çınladıktan sonra:
— Bu da gitti, diğerleri gibi. Hepsi, her şey böyle geçip gidecek, demeye başladı.

MASAL KATEGORİLERİ
Masal Oku
Dini Masallar
Eğitici Masallar
Türk masalları
Baba Masalları (Youtube)


KISA HİKAYELER

Severek Okuduğunuz hikayelerimize Android uygulamamızı indirerek cep telefonlarınızdan ve Tabletlerinizden Rahatlıkla Ulaşa Bileceksiniz.




Yazımızı Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir