KALBE YAĞAN KAR

Bu Hikayeyi Şimdi Paylaş

Kalbe Yağan Kar (eğitici çocuk masalları)

Zehra Karcı ‘nın yazdığı, Sevgi,iyilik ve arkadaşlığın anlatıldığı,Türk masalları konumuzda,yağan karda oynayan arkadaşların birlikte sevgi ile dokudukları bir kalbi okuyacaksınız.

İyilik varmış, kötülük yokmuş. Gökyüzünde her sabah beliren güneş, yerini bembeyaz tanelere bırakmış. Gittikçe soğuyan hava, kendisini çocukların yüreklerine sevinçle salıvermiş.

Kar tanelerini gören çocuklar camlara koşup “Anneeee kaaar yağıyooor” diye sevinç çığlıkları atmış. Bir anda beyaz çarşaf gibi sokaklara serilen kar, diğer yanda karla oynamak için atkısını, eldivenini takan çocuklar..

Bedava şeker dağıtılıyormuş gibi sokağa üşüşen çocukların sevincini gören Menekşe, sinirden elini camın önündeki mermere vurdu. Camdan onları izliyor, izledikçe kaşlarını çatıyordu. En sonunda sinirine hakim olamayıp pencereyi açtı ve bağırmaya başladı;

“Bu ne gürültü böyle! Hasta mı var, uyuyan mı var, misafiri olan mı var diye hiç düşünmüyorsunuz!”

Sanki her yeri kaplayan o muhteşem kar bir anda yok olup gitmiş gibi, suratları asılmıştı çocukların. Kimi, elinde arkadaşına fırlatmaya hazırladığı kar ile, kimide kardan adam yapmaya çalışırken elinde havuç ile bir anda kalakalıp sesin sahibine doğru döndü.

Oyunlarının bozulmasından hoşnut olmayan Zeyneb “Sen hiç çocuk olmadın mı?!” diye soru yöneltmişti yarı sinirli, yarı meraklı…

Zeyneb’ in sorusu hiç hoşuna gitmemiş olacak ki, verdiği cevap oldukça sertti;

– Dağılın gidin evinize! Karmar yok artık! Oyun bitti!

Çocukların her birinden ayrı bir ses çıkıyordu. Kimi; ama annem izin verdi bana, kimi ama kar bitmedi ki neden gidelim, kimide anneme şikayet edeceğim seni diyordu. Zeyneb ise sadece bakıyordu Menekşe ablasına.

Anlamaya çalışıyordu. Bir insan çocuklara neden bu kadar öfkeli olabilirdi? Neden bu kar sevincini oda yaşamıyordu? derken aklına bir fikir geldi.

“Sen neden bize katılmıyorsun? Sence de oynamalık değil mi bu sonsuz güzel olan kar? Bize kızmak yerine ayak uydursan belki sanada iyi gelecek..”

Yedi yaşındaki bir kız çocuğuna aitti bu sözler. Menekşe ‘yi oldukça şaşırtan ve hiç beklemediği cevaplardı.. Menekşe 20 yaşında genç bir kızdı. Aralarında tam tamına 13 yaş vardı.. Zoruna giden en büyük kısımda buydu. Bir çocuğun ona nasihat etmesi..

Oysa bilmiyordu… Nasihat ‘ın küçük büyük ayırımı yapmayan koca bir derya olduğunu.. Bazen yaşça küçük olan bir çocuktan, bazende yaşça büyük olan bir yaşlıdan öğrenecek çok şeyimiz olabiliyordu.. Kabul ettiğimiz müddetçe tabi..

Ne demekti sende gel bize katıl? Nasıl oluyor da kendisine bağırdığı bir çocuk bu olgunluğu gösterebiliyordu? Tekrar ses tonunu ayarladı ve sakin bir sesle “Ben çocuk muyum ki size katılayım. Ayrıca benim karla oynamak gibi mutluluklarım yok” mırıldandı..

Daire giriş kat olduğu için çok rahat anlaşılmıştı mırıldanışı.. Ve Zeyneb.. Yine duramamış “Karla oynamak gibi basit görünen, ama insanda kocaman huzura sebebiyet veren mutlulukların yoksa eğer, sen hiç çocuk olmamışsın demektir” cevabını vermişti..

Düşündü Menekşe. Dediklerinde haklıydı. Çocukluğunu hiç yaşayamadığı içindi öfkesi. Ve bacaklarının tutmaması.. Herkes gibi rahat rahat yürüyememesiy di onu bu kadar sinirli yapan..

Zeyneb’in konuşmaları birazda olsa buzlarını kırmaya yetmişti.

“Doğru söylüyorsun ama sizin eliniz ayağınız sağlam. Benim öyle mi? Kar oynamaya çıksam bile nasıl keyif alacağım? Nasıl koşup kar atacağım? Yani senin dediğin mutlu çocukluk bana çok uzak canım.” hüzünlü bir ses tonuyla söylemişti bunları.

Zeyneb çok üzülmüş, kar oynamayı tamamen bırakmıştı. Ve tebessüm ederek “Kim demiş eğlenemezsin diye. Kim demiş mutlu çocukluk sana uzak diye. Sen gel bak nasılda güzel geçecek. Hadi Menekşe abla ne olursun gel ne olursun!” cevabını verdi.

O sırada herkes Zeyneb’i destekleyerek “Menekşe abla aşağıya gel” Menekşe abla aşağıya gel” diye hep bir ağızdan seslendi.

Elinde olmadan yüzünde güller açmıştı Menekşe’nin.. İlk defa karamsarlığı unutup, çocuklar gibi sevinmeye başlamıştı. Perdeyi çekip içeriye girdi ve eldivenlerini takıp dışarıya sürdü tekerlekli sandalyesini.

Menekşe dışarı çıkar çıkmaz herkes alkışladı. Açılışı Menekşe’nin kucağına kar atan Zeyneb yapmıştı. Ardından yavaş adımlarla kaçıyormuş gibi yaptı. Zeyneb’in kaçtığını gören her çocuk, Menekşe ablasını kar yağmuruna tuttu.

Onca kara maruz kalan Menekşe’de yere uzanıp kar aldı ve kar cümbüşüne katıldı. O kadar çok eğlenmişti ki, hayatının en güzel gününü yaşıyordu. Bir yandan sandalyesini sürüyor bir yandan çocuklara kar fırlatıyordu. O an anlamıştı ki, mutluluk insanın içindedir. Yeter ki onu dışarıya çıkarabilmeyi öğrensin. Ne hastalık, ne sakatlık Allah’a şükretmenin önüne geçemez ve insan her halinde mutlu olmayı başarabilir.

Zeyneb, Menekşe ablasının mutluluğunu görünce söz aldı:

“Bak gördün mü? Sen harekete geçtin mutluluk peşinden geldi. Sen istedin Allah’da bu anı senin için yarattı. Bizlere gürültümüzden dolayı kızarken, şimdi mutlu oluyorsun. Annem hep derdi ki “Bazen şer gördüğümüz bizim için hayır olabilir” .

Ve Menekşe, imtihanı olan bu rahatsızlığını çocukların vesilesiyle yenmeyi başarmıştı. Unutulmaması gerekilen bir şey var ki Oda: Allah’ın bizleri imtihan edip cenneti kazanmamızı istemesi ve her hastalığın gülücükler saçarak üstesinden gelincek olmasıdır…

Masal yazarı : Zehra Karcı

Youtube / Kadın vari : https://bit.ly/3dmIFfw

İnstagram / zehraca.dini.masallar : https://bit.ly/3dvImyX

Farklı Eğitici çocuk masalları Okumak İstermisiniz ? Tıklayın Lütfen  «masal oku»
Sesli Masallar(eğitici çocuk masalları, dini masallar,türk masalları) Dinlemek için Youtube kanalımıza  Abone olmayı unutmayın « Baba Masalları/Youtube»


Bu Hikayeyi Şimdi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir