Aşk Cesaret İster

Yazımızı Paylaşın

Aşk Cesaret İster / Romantik Aşk Hikayeleri

Romantik aşk hikayeleri kategorimizde, Bir gencin cesaretini ve bir kıza olan aşkını okuyacaksınız, hüzünlü Gerçek yaşanmış aşk hikayesi ni değerli bir okuyucumuz “Şafak Kürşat Özer” gönderdi, sizlerde yazdığınız hikayeleri bizimle paylaşa bilir ve Hikaye ekle linkinden yollaya bilirsiniz.

Okulun en sıradan günleriydi, monoton olan hayatına günaydın dedi. Okula gitmek için uyandı hazırlanıp dışarı çıktı. Ayak üstü bir şeyler atıştırıp sınıfa geçti. Yine o tuhaf görünümlü asabi hocanın dersiydi, bir insan bu kadar asık suratlı olacak ne yaşıyor olabilir diye düşündü ama bir cevap bulamadı. Sıcak bir gülümseme iyi niyet hoşgörü çokta zor değildi aslında. Bir gün daha bir öncekinden hiçbir farkı olmadan bitmeye başlamıştı, hayatının ne kadar anlamsız olduğunun farkına varmıştı, her gün bunu sorguluyordu sahi ne yapıyordu, o hiç bilmediği yerde hiç bilmediği insanların içerisinde belki oda onlar gibiydi.

Okul dönüşü arkadaşlarıyla bir şeyler atıştırmak için gittikleri cafeye gitti, hayatı monotonluklar üzerine kuruluydu aslında, okul cafe ev döngüsü içerisinde günlerini çürütüp gidiyordu. Yemek yerken o güne kadar hiç olmayan bir şey oldu, karşı masada eşsiz güzelliğiyle genç bir kız oturuyordu. Gülümserken gördü onu o gülümseme ışık oldu hayatına. İşte dedi hemen konuşmak istedi ama yapamazdı bunu, böyle bir şeye cesaret edebilecek birisi değildi. Bir merhaba demek zor olmamalıydı, belki diğer arkadaşları olsaydı şuan gitmişti yanına ama o yapamazdı, yapamadı da, yine o monoton hayatına dönmeyi tercih etti.

Eve geldi kahvesini yudumlarken kızı düşündü, kimdi o acaba küçücük şehirde nasıl olurda bugüne kadar karşısına çıkmadı, ya bir daha onu göremezsem, küçük bir gezi için ziyaret için geldiyse, diye düşünürken yatağına geçti. Ertesi gün derse gitmedi hazırlanıp daha erken saatlerde cafeye gidip kızı beklemeye başladı. Umutla bekledi saatlerce oturdu ama kız gelmemişti, belki de bir daha gelmeyecekti, kendi kendine kızıp eve döndü.

Dünyalar güzeli kızın yüzü gözünün önünden gitmiyordu hiç, hep onu düşünmeye başlamıştı, ama ona ulaşabileceği tek yer o kafeydi. Uyku düzeni bozulmuş hiç bir şey yiyip içmiyordu, kendi kendine bir karar almıştı, eğer bir daha karşısına çıkarsa gidip konuşacaktı. Reddedilme ihtimalini bile umursamıyordu artık.

Günler geçip giderken, bir gün kızı yine cafe de gördü, tüm güzelliği ile karşısında oturuyordu, gelmişti zamanı artık yanına gitmeliydi, bir adım atmalıydı. Acaba kızda onu fark etmiş miydi, bakışlarını yakalamış mıydı, acaba kızda ondan hoşlanmış mıydı. Böyle bir şey olamazdı çünkü kız çok güzeldi, ona dönüp bakmayacak selam dahi vermeyecek kadar güzel. Evet yine günlerdir onu görüp konuşmak istiyordu ama yine yanına gidememiş ti, onu gördüğü zaman heyecandan eli ayağına dolaşıyor ne yapacağını bilemiyordu, değil konuşmak o masaya kadar yürüyebileceğinden bile şüpheliydi. Yine eve geldi kıza anlatamadıklarını arkadaşına anlattı.

Etraftaki herkese kızı sormaya başladı, artık eskisi gibi bilgisiz değildi, kızın adını, okuduğu bölümü öğrenebilmişti ama ne faydası vardı ki, cesaret edemedikten sonra. Zaman akıp gidiyordu, her gün aynı cafeye gidip güzel kızı bekliyordu, belli aralıklarla kızda oraya geliyordu, yoksa onu görmek için mi oradaydı oda, hayır hayır fark etmemişti bile, varlığından habersiz sadece yemek yemek için geliyordu büyük ihtimalle. Bir gün yine çaresiz yolda yürürken bir arkadaşının yanında gördü kızı, kalabalığın içinde bir yıldız gibi parlıyordu ışık saçıyordu etrafa, adım atmanın eskisinden daha kolay olduğunu fark etti. Arkadaşına mı söylemeliydi acaba, bunu düşünürken aslında iyi bir fikir olmadığının farkına vardı. Kendisi çıkmalıydı karşısına, açık açık konuşmalıydı reddetse dahi duymalıydı bunu, başkalarından bir şey istememeliydi.

İçindeki aşk yakıp kavuruyordu onu. Bir gün yine kafede otururken kız tek başına geldi, işte tam zamanıydı, şimdi gitmezse yanına bir daha cesaret edemeyecekti. Kızın yanına gitti ve merhaba dedi, aslında diyebildi mi ağzından çıktımı heyecandan oda bilmiyordu. Güzel kız ona bakıp gülümsüyordu, tüm cesaretini toplayıp kızı ertesi gün akşam yemeğine davet etti. Kız kabul etmişti, nasıl olurdu, bu kadar güzel bir kız nasıl olurda onunla akşam yemeğine çıkardı anlam verememişti.

Gece boyunca uyuyamadı, ne giyecekti, nasıl konuşması gerekiyordu, hiçbir şey bilmiyordu. Aklından çıkmayan bir diğer soru ise kızın vazgeçme ihtimaliydi ya görüşmek istemezse diye düşünüyordu, olsun ne kaybetmişti ki, günün aydınlanmasını beklemekten başka çaresi yoktu. Sürekli kahve içiyordu, Ve saat yaklaşıyordu. Arkadaşı ona ne giyeceği konusunda yardım etti evet saatini de takarsa artık hazırdı. O yanındayken aslında saatin bir önemi de yoktu, bütün işlerini erteleyebilir sabaha kadar onunla oturabilirdi. Buluşacakları yerde kızı beklemeye başladı, gelecek mi acaba diye yola bakarken bütün güzelliği endamıyla geliyordu işte, aylardır düşündüğü hayalini kurduğu kız tam karşısında ona doğru yürüyordu Heyecandan düşüp bayılacaktı neredeyse, ve yemek yiyecekleri yere gittiler.

Kız konuşuyor oysa hayran bir şekilde sadece onu izliyordu, ne dediğini bile duymuyordu, aslında gözlerine kilitlenmişti daha önce hiç tatmamıştı bu duyguyu. Kalbi çarpıyor ne dediğini bilmiyordu. Yemek bile yiyemiyordu. ilk buluşma, kendilerini ailelerini anlatmayla geçmiş, saatte bir hayli geç olmuştu, ne kadar çabuk geçmişti zaman, dönmeleri gerekliydi artık, o yokken duran zaman yemekte su gibi geçip gitmişti. Ertesi gün buluşma planı yapıp kızı gideceği yere bıraktı. Evine doğru yürürken ya benden hoşlanmadıysa diye düşünüyordu, ama olsun bir kere onu yakından görüp konuştum ya bu bile yeter dedi kendi kendine.

Kızda ondan hoşlanmıştı, oda ertesi günü sabırsızlıkla bekliyor, yaşadıklarını arkadaşlarına anlatıyordu sürekli. Yemekte ne giyeceğini düşünüyordu, arkadaşlarının da yardımıyla giyecek bir şeyler ayarladı, nasıl davranması gerektiğini bilmiyordu, çünkü oda heyecanlanıyordu ama bunu ona belli etmemeliydi. Ayrı yerlerde birbirlerini düşünüyor ve yemeği bekliyorlardı. O gece uyurken böyle uzun bir yola çıkacaklarını nereden bilebilirlerdi ki. Saat gelmişti aynı yerde kızı beklemeye başladı, sürekli sohbet ettiği kimsesi olmayan seyyar satıcı kadının yanına oturup, kızı beklemeye başladı. Ona bile kızı anlatıyordu. Geliyordu işte tüm güzelliğiyle, asaletiyle ona doğru yürüyordu. Yaşlı kadınla vedalaşıp yemek yiyecekleri yere gittiler. Sohbet ilerledikçe ikisi de zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor, o kısıtlı birkaç saat yetmiyordu ikisine de. Kız onunla birlikteyken kendini çok mutlu hissediyordu. Uzun zamandır ilk kez bu kadar huzurluydu.

Yemek bitti ama sanki birkaç dakika geçmiş gibiydi, zaman artık yetmiyordu onlara, bugün gitmeme kararı aldılar, bir parkta sabahlayacaklardı. Bir banka oturdular sohbet etmeye başladılar. Parktaki çiçeklerden koparıp kıza uzattı. Kızda onun gibi çok mutluydu, bitmesini hiç istemedikleri bir rüyanın içindelerdi sanki. İçlerine yaşama sevinci gelmişti adeta, gün aydınlanmaya başlamıştı, sabahın erken saatlerinde insanlar işlerine gitmek için uyanmış yola çıkmıştı, onlarsa hâlâ sohbet ediyorlardı. Sahi bu kadar konuşacak ne bulmuşlardı, sanki ikisi de yıllardır bu anı bekliyor gibilerdi. Kızın ellerinde kızarıklık gördü, parkta sabahlarken aslında yalnız olmadıklarının farkına vardılar, sinekler de onları dinlemişlerdi. Hemen açık bir eczane aradılar, kızın canının acımasına dayanamazdı, sinek ısırığı bile aslında çok büyük bir şeydi onun için, hemen bir şey yapmalıydı. Eczaneden aldıkları kremi sürdü kızın ellerine. İkisi de daha önce hiç olmadığı kadar uykusuz ve hayatları boyunca hiç olmadıkları kadar mutluydu.

Akşam yemeği yerini kahvaltıya bırakmıştı, tanıştıkları kafeye gidip bir şeyler atıştırmaya karar verdiler. Yine ayrılık vakti gelmişti kızı gideceği yere bıraktı ama akşam kız ona yemeğe gelecekti. Ne yapacaktı, ne hazırlayacaktı, yemek yapmayı da çok bilmiyordu ki. Biraz alışveriş yapıp eve gitti. Zaman ikisi içinde donmuştu adeta, birliktelerken ne kadar çabuk geçiyordu. Sabahın nasıl olduğunu anlamamışlardı ama şimdi bir saniye bir yıl gibiydi.

Yemeği hazırlamaya başladı. Her şey çok güzel olmalıydı, uzaktan baktığı, konuşmaya bile cesaret edemediği dünyalar güzeli kıza yemek hazırlıyordu. Kız hazırlandı yola çıktı. ilk kez onun için birisi yemek hazırlıyordu, yorgunluğu yüzünden okunuyordu, mutlu olmayı fazlasıyla hak ediyordu ama oda çok kötü günler geçirmişti, heyecanlıydı, onu görünce ne söyleyeceğini bilmiyor eli ayağına dolaşıyordu, ama bunu belli etmiyordu ona. Birlikte akşam yemeğini yediler, kız her şeyi çok beğenmişti. Birlikte film izlemeye başladılar. ikisi de hayatları boyunca hiç olmadıkları kadar mutluydular. Birlikte geçirdikleri zaman onlara yetmiyordu.

Sabahladıkları parka gidip bankta biraz oturdular. Daha sonra kızı bırakacaktı, kız başını onun omzuna koydu, aylardır merhaba demeye cesaret edemediği kız yanındaydı artık. Kalktılar el ele yürümeye başladılar. Hayalini kurduğu o gün gelmişti. O günden sonra ömrünü kıza adamıştı hayatını ona göre şekillendiriyordu kızsa onu mutlu etmek için elinden ne geliyorsa yapıyordu. Birbirlerine olan sevgilerinden, saygılarından dolayı herkes onlara imreniyordu. El ele göz göze geçiriyorlardı her saniyelerini, sanki yıllardır bu anı bekliyordu. ikisi de hayatlarında eksik olan çok büyük bir parça tamamlanmıştı sanki. Kıza kahvaltılar hazırlıyordu sürekli, yemek yapmayı dahi bilmiyordu ama, şimdi yapmadığı yemek, tatlı kalmamıştı. Kız için bir şeyler yapmak, uğraşmak onu mutlu ediyordu. Kızın yüzündeki küçücük bir gülümsemeyi tebessümü gördüğünde dünyalar onun oluyordu.

Zamane sevgilileri gibi değillerdi, farklıydılar, ikisi de birbirleri olmadan geçen yılların ne kadar anlamsız olduğunu söylüyorlardı birbirlerine. Hayat biranda rengarenk olmuştu. Birlikte geziyor, film izliyor, yemekler yapıyorlardı. Her şey anlam kazanmıştı. Aradan yıllar yıllar geçmiş mutlu hayatlarına devam ediyor, yeni yerler gezip bilmedikleri diyarlarda yeni anılar biriktiriyorlardı.

Kızı dışarı çıkardı bir gün, bir banka oturdular ve sohbet etmeye başladılar. Yıllar öncesine dönmüşlerdi. Koparttığı çiçekleri uzattı kıza, zamanın nasıl geçtiğinin farkına varamamışlardı, yine sohbete dalıp gitmişlerdi. Yıllar çok şey alıp götürmüştü onlardan, yüzlerinde kırışıklıklar olmaya başlamıştı, elleri de eskisi gibi gergin değildi, buruşmaya başlamıştı, yaşlanıyorlardı galiba ama, dünyalar güzeli kızın yüzündeki gülümseme aynıydı. O ise ilk günkü gibi kızı mutlu etmek için geçiriyordu günlerini, o gülsün yüzünde bir tebessüm olsun diye uğraşıyordu. Geçen zaman akıp giden yıllar onlardan, gençliklerini alıp götürmüştü belki, ama onlar ilk gün ki gibi yeni hatıralar biriktirmeye devam ediyorlardı.

Hiç bilmedikleri bir ülkede hiç bilmedikleri bir şehrin ıssız parkında sabahlarken geçmişi düşündüler. O günleri gülerek hatırladılar, zaman sadece dış görünüşlerini almıştı onlardan, onun dışında her şey aynıydı. Sabah olmuştu hemen, sohbet ederken farkına varamamışlardı zamanın, el ele yürüdüler. İyi ki dediler yine şükrettiler. Sırada hangi bank var bilmeden el ele yürümeye başladılar. Hiç bitmeyen bir yoldu onların ki, yağmur, çamur, kar durduramıyordu, el ele yürüyorlardı…

Hikaye Yazarı: Şafak Kürşat Özer

Kısa Hikayeler
İbretlik Hikayeler
Dini Hikayeler
Aşk Hikayeleri
Başarı Hikayeleri
Gerçek Yaşam Hikayeleri
Sizden Gelen Hikayeler
Yaşam Tadında Kısa Hikayeler (Youtube)


KISA HİKAYELER

Severek Okuduğunuz hikayelerimize Android uygulamamızı indirerek cep telefonlarınızdan ve Tabletlerinizden Rahatlıkla Ulaşa Bileceksiniz.




Yazımızı Paylaşın

One thought on “Aşk Cesaret İster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.