«
  1. Anasayfa
  2. İbretlik Hikayeler
  3. Evlat Bababının Sırrıdır – Mevlana Hikayeleri

Evlat Bababının Sırrıdır – Mevlana Hikayeleri

mevlana hikayeleri

Gönül Gözü – Evlat Bababının Sırrıdır

Mevlana Hikayeleri

Meşhur Mevlana hikayeleri, ibretlik anlatıları ve gerçek yaşam örnekleriyle insanlığa ilham vermeye devam ediyor. Bu anlamlı hikayeler, sahabe hikayeleri ve gerçek yaşam örnekleri, insanların hayatlarına değer katan derslerle doludur. Mevlana’nın öğretileriyle yoğrulmuş bu hikayeler, derin manaları ve eşsiz öğütleriyle her dönemde insanlara ilham olmuştur.

İbretlik Mevlana hikayeleri, sahabe hikayeleri ve gerçek yaşam örnekleriyle hayatınızı zenginleştirin. Bu anlamlı hikayeler, insanlık tarihinin unutulmaz örnekleri arasında yer alır. Mevlana’nın öğretileriyle bezeli bu hikayeler, yaşamın içinden çıkmış gerçek dersler sunar.


Bilge kişilerin yüzyıllar öncesinden bize ulaştırdıkları sözler, bazen en zor anımızda derdimize derman olur, yol gösterir; bazen de bizi uzun uzun düşünmeye sevk eder.

İşte bu sözlerin birinde büyüklerimiz derler ki, “Evlat babanın sırrıdır.” Bazı bilgeler ulaştıkları sevgi bilgisinin sırrını çocuklarına aktarırlar.

Gönüllerindeki sevgi tohumlarını evlatlarının gönül toprağına da ekerler. Oradan da tüm cihanı saracak bir ağaç büyür. Bütün insanları, kurdu-kuşu, canlı-cansız her varlığı sarıp sarmalar, kucaklayıverir.

İşte böylesi bir baba-oğul ilişkisini yaşayan, hepimizin tanıdığı Mevlana ile babası Bahaeddin Veled’i anmak, anlatmak istiyorum sizlere…

Babadan Oğula Geçen Sevgi Bilgisi

Mevlana’nın babası Bahaeddin Veled, bugün Afganistan sınırları içinde kalan Belh şehrinde doğmuş. Henüz iki yaşındayken babasını kaybetmiş. Babası okumayı, yazmayı çok seven biriymiş.

Annesi eşinden kalan kitapları isteyenlere olmasına rağmen oğlu Bahaeddin için saklamış. Her fırsatta yavrusunun eline kitapları tutuşturur, ona babasından kalan bu mirasa sahip çıkmasını öğütlermiş.

Annesinin duaları ve Bahaeddin Veled’in gayreti kendisini o zamanın ileri gelen bilgelerinden biri yapmış.

Her büyük bilge kişi gibi Bahaeddin Veled de gönlünü eğitecek, ona sevgi yolunun inceliklerini öğretecek hocasını aramaya koyulmuş. Sonunda bulmuş da!

O bilgenin dizi dibinde yetişip eğitimini tamamladıktan sonra çevresine âdeta ışıklar saçmaya başlamış.

İşte bu yıllarda Mevlana dünyaya gözlerini açmış. Mevlana ilk derslerini babası Bahaeddin Veled’den almış. Onun sohbetlerinde büyümüş.

Mevlana da tıpkı babasının çocukluğunda olduğu gibi kitap kokusunu içine çekmiş. Öyle gayretli, öyle çalışkanmış ki babası ona baktığında eski günlerini hatırlamaktan kendini alamazmış.

Kuş Dilini Öğrenmek

Yıllar yılları kovalamış, Bahaeddin Veled çeşitli sebeplerden dolayı ülkesini terk etmek zorunda kalmış.

Ailesi ve onu bırakmak istemeyen öğrenciler iyle yollara düşmüş. Nişabur* şehrine geldiklerinde burada bir süre kalmaya karar vermiş. O sırada beş yaşlarında olan Mevlana bir rüya görmüş.

Rüyasında nur yüzlü bir ihtiyar kendisine altı tane dalı olan bir gül veriyormuş. Sabah olduğunda babasına rüyasını anlatmış.

Bahaeddin Veled büyük bir mutlulukla: “Evlâdım! Altı tane dalı olan gül, sen büyüdüğünde altı ciltlik bir kitap yazacağına işarettir,” demiş.

Şaşkınlıkla gözlerini kocaman açan Mevlana’yı burada bir sürpriz daha bekliyormuş. Rüyasında gördüğü nur yüzlü ihtiyar babasının yanında oturuyormuş.

Her hâlinden muhabbet dökülen ve kendisine tebessüm eden bu kişi ona bir kitap uzatmış ve: “Altı dallı güle kavuşuncaya kadar bu kitapla meşgul olursun,” demiş.

Mevlana’nın elinde tuttuğu kitap bugün bile heyecanla okuduğumuz, hikmet dolu sözlerle bezenmiş “Mantıku’t-Tayr” yani “Kuşların Dili” kitabıymış. O nur yüzlü ihtiyar ise bu kitabın yazarı “Feridüddin Attar’dan” başkası değilmiş.

Okyanus Olacak Çocuk

* Nişabur şehrindeki günlerin ardından bu küçük kafileye yine yol görünmüş. Az gitmiş, uz gitmişler. Bu defa Şam’da dinlenmeye karar vermişler. Burada ise büyük bilgelerden İbn-i Arabi ile görüşmüş.

Babası Mevlana’nın yaşının küçüklüğüne aldırmaksızın görüştüğü bütün bilge kişilerin yanına oğlunu da götürüyormuş. Bir süre sohbet ettikten sonra İbn-i Arabi, Mevlana’ya bakmış.

Küçücük yaşına rağmen onun ne kadar engin bir gönlünün olduğunu, büyüdüğünde aşkla söylenmiş sözlerinin insanların gönüllerine nasıl dokunacağını hissetmiş.

Baba-oğul ziyaretlerini tamamlamışlar. Bahaeddin Veled önde, küçük Mevlana arkada yürüyorlarmış.

İbn-i Arabi bu manzara karşısında şöyle demiş: “Hayret doğrusu! Bir okyanusun bir nehrin arkasından yürüdüğü görülmüş şey değildir!”

Yanındakiler İbn-i Arabi’ye tam olarak ne demek istediğini sorduklarında: “Şu gördüğünüz küçük çocuk sevgi derslerinde o kadar ilerleyecek ki babasını bile geçecek. Onun sevgisi okyanuslar kadar geniş olup bütün dünyayı kucaklayacak,” demiş.

Yıllar yılları kovalamış, yollar yollara bağlanmış. Bahaeddin Veled nihayet Konya’ya yerleşmiş. Ömrünü burada tamamlamış. Mevlana da babasının çok sevdiği Konya’dan ayrılmamış.

Zamana meydan okuyan kitaplarını burada yazmış. Allah sevgisini öyle bir anlatmış ki sözleri çağlar boyu dilden dile dolaşmış.

*Nişabur, İran’ın Razavi Horasan eyaletindeki şehir.


İbretlik Hayat hikayelerinden biri olan “Evlat Bababının Sırrıdır – Mevlana Hikayeleri” isimli hikayemizi okudunuz, yorumlarınızı bekliyoruz..


İlginizi Çekecek Gerçek Yaşam Hikayeleri


Hikayeler Kategori

Kısa Hikayeler
İbretlik Hikayeler
Dini Hikayeler
Aşk Hikayeleri
Başarı Hikayeleri
Gerçek Yaşam Hikayeleri
Sizden Gelen Hikayeler
Yaşam Tadında Kısa Hikayeler (Youtube)

Bir Cevap Yaz

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *