«
  1. Anasayfa
  2. İbretlik Hikayeler
  3. Ölümü Bekleyiş

Ölümü Bekleyiş

İbretlik yaşam hikayeleri

Ölümü Bekleyiş – İbretlik Yaşam Hikayeleri

İbretlik yaşam hikayeleri arasında yer alan ‘Ölümü Bekleyiş’, gece gündüz fırında çalışan genç bir adamın unutulmaz deneyimini anlatıyor. Gerçek kısa hikayede, yaşanmış bir trajediye dönüşen bu deneyim, hayatın değerini ve anlamını sorgulatan bir ders sunuyor. Dramatik olaylarla işlenmiş olan bu hikaye, ibretlik bir perspektif sunarak okuyuculara düşündürücü anlar yaşatıyor.


Hikmet, belediyeye ait ekmek fabrikasında çalışan bir işçiydi. İşine çok dikkat eder, vazifesini ihmal etmemeye çalışır, kazancının helâl olmasını isterdi. Fabrikayı hemen her akşam en geç o terk ederdi.

Belediyenin ekmeği biraz daha ucuz olduğu için halk çok rağbet ediyordu. Kocaman fırının içini ara sıra temizlemek ihtiyacı hasıl olur, onu da genellikle HİKMET yapardı.

Ramazan bayramının son günüydü. Ertesi gün ekmek çıkarılacaktı. Hikmet, temizlik yapmak için fabrikaya gitti. İçeriye girip dış kapıyı kilitledi. Işıkları yaktı ve fırının kapağını açıp içerisine girdi.

Gerekli temizliği yaptıktan sonra evine gidecekti. Sabaha karşı dörde doğru gelen işçiler de, gelir gelmez elektrikle çalışan fırının düğmelerini açacak, onlar hamuru yoğurup ekmekleri hazır edene kadar da fırın güzelce ısınmış olacaktı.

Hikmet temizliğe dalıp gitmişti. Bir taraftan da kendi yakıştırdığı şeyleri mırıldanıyordu. Tam o saatlerde fırının genç ustalarından olan Cengiz fabrikaya geldi. Kirlenmiş olan beyaz önlüğünü almak için uğramıştı.

O akşam yıkattırıp, ertesi gün temiz temiz giymeyi düşünüyordu. Dış kapıyı açtığında şaşırdı. “Hayret, içerdeki elektrikler açık unutulmuş” diye mırıldandı. Gidip önlüğünü aldı.

Fırının önünden geçerken açık duran fırın kapağını eliyle söyle bir itekledi. Çıkarken ışıkları söndürmeyi de ihmal etmedi.

Elektriklerin sönmesiyle Hikmet hemen fırının kapağına koştu. Fakat heyhat, kapak üzerine kilitlenmişti. Var gücüyle bağırmaya başladı. Fırının kapağını yumrukladı.

Çırpınması fayda vermiyor, sesini kimseye duyurması mümkün olmuyordu. Tüyleri diken diken oldu. Dehşete kapılmıştı. Uzun müddet kendisine gelemedi. Birazcık sakinleşince saatine baktı. Saat 23:05’i gösteriyordu.

Yaklaşık beş saati kalmıştı. Bir anda ölümle burun buruna gelmişti. Önce terlediğini hissedecek, sonra bunalacak, sıcaklık yavaş yavaş sürekli artacak, artacak, artacak; vücudundaki yağlar erimeye başlayacak, etler kızaracak ve daha bütün bunlar olmaya başlamadan belki de o kalpten gidecekti.

Belki de çıldıracaktı. Çılgın çılgın gülecekti…

Ah, o en güzeliydi. Bir delirebilseydi, düşüncenin kezzap gibi yakıcılığından kurtulacaktı. Fırından yeni çıkan ekmekleri eline alınca parmaklarında duyduğu yanık acısı aklına geldi.

Sadece o kadarı…

Yanığın ilk safhası bile değildi ama hemen elinden bırakırdı. Şimdi ekmekler gibi kendisi pişecekti. Bir kaç gün önceydi. İşçiler acıkmışlar, küçük tüpün üstünde yemek pişirmişlerdi. Bir aralık tüpün kızgın demirine değmişti eli…

Hemen nasıl da kabarmış, su toplamış, sızladıkça sızlamıştı. Sadece iki parmağın acısına dayanamamış, soğuk suyun içinde tutmuştu. Şimdi?.. Yanan iki parmak ucu değil, bütün vücudu olacaktı.

Gözlerinin önünde filmlerde yanan adamlar canlandı. Kendi hali daha da zordu. Bir anda yanmak değil ki bu… Adım adım, hissederek terleye, çıldıra, dövüne dövüne…

İçerisinin ısındığını hissetti. Kapıyı kapatan her kimse fırını da yakmış mıydı yoksa?

Bu hararet böyle sürekli neden artıyordu?.. Aman Allah’ım! Beklenen an çabuk gelmişti. Saatine baktı. Saat gece 1.00’i olmuştu.

Nasıl geçmişti iki saat? Zaman su gibi akıyordu. Bir ömür gibi… Elleriyle duvarlara, demirlere dokundu.

Yok canım… Korkusundan fırının yanmaya başladığını zannetmişti. Demirler soğuktu işte… Biraz sakinleşti. Evini düşündü. Hanımı, oğlu merak ediyor olmalıydı. Hanımını niçin azarlamıştı sanki çıkarken?..

Hayat arkadaşına karşı daha nazik, daha hürmetli olmalı değil miydi? Ya çocuğunu… Keşke dövmemiş olsaydı onu… Onlardan da mes’ul olduğu için onların hesabını da verecekti Allah’a… Keşke hanımının dediği yapsaydı.

Hanımı ona: “Haydi, birlikte namaza bağlıyalım” demişti. Hikmet ise: “Biraz daha yaşlanalım” diye cevap vermişti. Sanki sonrasında bütün bir ömrün hesabını vermeyecek, sadece ihtiyarlığın hesabını verecekti.

Fırına gelirken camiye niçin girmemişti? Müezzin gönlünün derinliklerinden geldiği belli olan şeşiyle yatsı namazına davet etmiş, Allah’ın büyüklüğünü, kurtuluşun O’nun yolunda olduğunu haykırmıştı. Hiç değilse ölmeden evvel son vakit namazını kılmış olacaktı.

Belki Rabbi o son vakit hürmetine affeder, diğerlerinin hesabını sormazdı. “Ah ahmak kafam” diye inledi. Halbuki beş vakit namaz kılan bir insanın hali ne güzeldi. Kıldığı bir vakit muhakkak onun son eda ettiği vakit olacaktı ve Rabbinin huzuruna secdesiz bir alınla çıkmayacaktı.

Öyle olmayı ne kadar isterdi. Ya Oğlu… Yedi yaşına girmişti. Bir baba olarak onun üstüne başına, yiyip içtiğine dikkat ettiği kadar, kalbine niçin dikkat etmemişti? Çocuğuna Allah’ını, vatanı’nı, milleti’ni niçin sevdirmemişti?

Aklı çocukluğuna gitti… Gençliğine uğradı, tek tek dolaştı o günleri… O günlerden elinde sadece pişmanlık veren, utandıran kötülükler kalmıştı.

En ince teferruatına kadar bütün günahları aklına geldi. Demek bütün bu tespit edilen şeylerin hesabını verecekti. Aklına bir fikir geldi, ‘fırının içinde teyemmüm edip namaz kılmak.

‘ Toprak yoktu ki… Ellerini fırının içinde yere vurarak teyemmüm aldı. Namaza durdu. Her şeyin bitip tükendiği noktada başka kime dayanabilirdi ki? Aslında her namazda öyle hissetmeliydi.

Kendisini hayatında ilk defa Rabbiyle konuşuyor gibi hissetti. Âlemlerin Rabbi’ne hamdetmeyi, O’na dayanmayı, O’ndan yardım dilemeyi, dosdoğru olmayı ilk defa böylesine anlıyordu.

Bütün benliğiyle secde etti. “Eksiksiz, yüce, merha- metli Sensin” acizliğini iliklerine kadar duyarak… Rabbinden gelmişti ve O’na dönüyordu. Ah, dönüşün ona olduğunu hiç unutmamış olsaydı.

Yoruldukça oturup tövbe etti. Estağfurullah çekti. Nasıl da daracık yerde sıkışıp kalmıştı. Fırının kapısını hatırladıkça vücudunu ateşler basıyordu…

Cengiz ise evine gidip yatmıştı. Gece bir aralık yataktan sıçrayarak uyandı. Saatine baktı. Saat 3.15’ti. Bir rüya görmüş- tü. Arkadaşı Hikmet fırının içinde alev alev yanıyor, “Cengiz!” diye baş bas bağırıyordu. Nasıl bir rüyaydı bu böyle…

Birden aklına geldi. Olamaz! Fırının kapağını Hikmet’in üzerine mi kapatmıştı yoksa? Hemen üzerini giyip sokağa fırladı. Hiç durmadan koştu. Gece işçileri henüz gelmemişlerdi.

Kapıyı açtı, Işıkları yaktı. Hemen fırının kapağını açıp içeriye seslendi: “Hikmet!” İçeriden hiç ses gelmiyordu. Bir kaç defa daha bağır-dı. Hikmet, ağlaya ağlaya namaz kılıyordu. Öyle dalmıştı ki, isminin söylendiğini duyunca irkildi.

Olamazdı, yanlış duyuyor, hayal görüyordu. Fakat, yine duydu. Birisi ‘Hikmet’ diyor- du. Hem fırının ışığı da yanmıştı. Selam verdikten sonra kapa- ğa doğru yürüdü. Karşısında Cengiz’i gördü. Fırından çıktı.

Cengiz, bir anda hortlak görmüşçesine irkildi. Korkuyla: ‘Kimsin şen?” dedi. Hikmet’in Cengiz’e sarılmak için uzanan kolları boş kalmıştı.

Hikmet hala ağlıyordu. “Ne demek şen kimsin? Hikmet’im işte, görmüyor musun? Dün akşam temiz- lemek için girmiştim. Birisi üzerime fırının kapağını kapattı” dedi.

“Olamaz” diyordu Cengiz. “Sen Hikmet değilsin.” Hikmet ilk önceleri Cengiz’in bu hareketine bir mana veremedi. Nasıl olur böyle şeyler, nasıl olur da mesai arkadaşı-nı tanıyamazdı?

Birden aklında bir şimşek çaktı. Hemen ay- naya doğru koşup kendine baktı. Hayır, bu yüz, bu saçlar kendisinin olamazdı. Kırışmış ellerini, solmuş yüzüne, bembeyaz olmuş saçlarına götürdü.

Bir gecede ihtiyarlamıştı. Hıçkı- rıklarla sarsılıyordu. Bir daha aynaya bakamadı. Kendisinden kendisine korkmuştu. Yanmanın ne demek olduğunu bilseler kim bilir bir gece de ne kadar insan ihtiyarlayacaktı.

Yarın denilecek kadar kısa bir süre sonra yanmak ihtimali bu kadar hafife alınabilir miydi?

Başı ellerinin arasında kala kaldı. Ahirette sonsuz yanmamak için, iman etmek ve günahlardan kaçmak gerekiyordu…

İbretlik yaşam hikayeleri kategorimize ait “Pişmanlık” isimli Kısa hikayemizi okudunuz, Yorumlarınız bizim için Çok değerli, yorumlarınızı bekliyoruz.


İlginizi Çekecek Hikayeler


Hikayeler Kategori

Kısa Hikayeler
İbretlik Hikayeler
Dini Hikayeler
Aşk Hikayeleri
Başarı Hikayeleri
Gerçek Yaşam Hikayeleri
Sizden Gelen Hikayeler
Yaşam Tadında Kısa Hikayeler (Youtube)

İlginizi Çekecek Hikayeler

Bir Cevap Yaz

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *