Rabbini Arayan Çocuk

Yazımızı Paylaşın

Hz. İbrahim / Dini Masallar

Dini masallar kategorimizde, çocuklar için peygamberlerimizi tanıtacak, en güzel masalları sizler için hazırlıyoruz. Bu masalımız Hz İbrahim in masalı, peygamberlerle ilgili masallar okumak için bizi takip edin.

Emre, dün geceden beri Hatice nineye bir türlü rahat vermiyordu. Gece ninesinin yanına yatmış, hangi peygamberi anlatacağını sorup durmuştu. Ninesi ise her zaman kullandığı bilgece yöntemle peygamberin ismini söylememiş, ama birçok özelliğinden bahsetmişti. Ninesi anlatırken de Emre, uyuya kalmıştı. Sabah kalkınca soluğu yine ninesinin yanında aldı. Onun yanaklarını öpüyordu. İlle de akşam hangi peygamberin hayatını anlatacağını öğrenmeye çalışıyordu. Hatice nine ser verip sır vermiyordu. O, meraklandırmayı, soruların cevaplarını hemen vermek yerine adım adım sonuca yaklaştırmayı çok güzel beceriyordu. Kahvaltı sofrasında, iş tam bir yarışmaya dönmüş, sorular ve tahminler alabildiğine çoğalmıştı.

O gün eve Hatice ninenin Hac arkadaşları gelecekti. Her  cuma bir arkadaşının evinde toplanıp önce Kur’an-ı Kerim, sonra da Türkçe açıklamasını okuyorlardı. Ayfer Hanım evi toparlamış, çayın yanına ikram etmek için bir şeyler yapmak üzere mutfağa geçmişti. Hatice nine, gelinine seslendi:
– Güzel kızım, kendini yorup çok fazla bir şeyler yapma, iki çeşit yeter, fazlası insanı sağlığından eder.

Ayfer Hanım salona geldi:
– Canım annem, herkesi, her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünürsün. Allah senden razı olsun.
Hatice nine:
– Öyle değil mi güzel kızım, derken radyosunu açtı. Radyodaki Cuma sohbetinde de bu akşam anlatacağı peygamberden bahsediliyordu.
– Ey büyük Allah’ım sen ne yücesin, niyetlere göre ne güzellikler yaşatıyorsun, diyerek Allah’a şükretti. Osman Efendi, onun yaşadığı duyguları anladığını ifade edercesine başını salladı. Sonra da hanımından izin isteyerek her cuma olduğu gibi sahaf arkadaşı Hilmi Efendinin kitapçı dükkânına gitmek üzere evden çıktı.

Biraz sonra cuma saatine yakın, Hatice ninenin arkadaşları birer ikişer gelmeye başladılar. Hatice ninenin önerisiyle o gün, Kur’an-ı Kerim’den Enbiya Suresini ve Meryem Suresini okudular. Hatice nine, niçin bu sureleri önerdiğini arkadaşlarına açıkladı. Akşamları Emre’nin sayesinde yaptıkları sohbeti anlattı.
– Ben de böylece akşama hazırlık yapmış olayım, dedi. Hatice ninenin arkadaşlarından bazıları bu “Biz Bir Aileyiz” çalışmasından çok etkilendiler. Kimisi, bizim evde asla yürümez bu çalışma, herkes yemeğini yer odasına çekilir, dedi.
Kimisi:
– Ben çocuklarımı ve torunlarımı bayramdan bayrama görüyorum. Her akşam onlarla sohbet eden kim, ben kim, diye hayıflandı…

Akşam olunca bütün aile, Hatice ninenin etrafını sarmıştı. Önce Emre, telâşla sordu: – Sabah kahvaltıda konuşurken “Çocuk yaşta babasına dini ile ilgili sorular sordu.” demiştin değil mi nineciğim?
– Evet çünkü babası put yapıp satıyordu. O da insanlar kendi elleriyle yaptıkları bu şeylere nasıl taparlar diye düşünüyor ve “Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?” diye soruyordu.
– Nineciğim, niye sorduğu soruyu söylemeden önce besmele çektin?
– Çünkü o soru, Meryem Suresindeki 46 ve 47. ayetin meali, yani açıklaması yavrum.
– Babası ne cevap vermiş nineciğim, diye atıldı Zeynep.
– “Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen mutlaka seni taşa tutarım. Uzun bir süre benden uzaklaş!” diye cevap vermiş Zeynepçiğim.
– Pekiyi, o ne yapmış, babasına küsmüş mü nineciğim?
– Hayır, Emreciğim. “Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Şüphesiz o, beni nimetleriyle kuşatmıştır.” diyerek babasının ve diğer puta tapanların Allah’a inanmaları için dua edeceğini söylemiş.

Zeynep merakla:
– Nineciğim, sen bu ayetlerin anlamlarını nasıl ezbere biliyorsun, diye sorunca Hayri Bey:
– Bak, bunu benim cevaplamam daha doğru olur, diyerek söze girdi. Annem, ben kendimi bildim bileli, Kur’an-ı Kerim’in hem Arapçasını, hem de Türkçe anlamını okur. Sabah namazlarından sonra hiç yattığını görmedim. Hem de okuduğu ayetler üzerinde düşünür. Hayatıma, çocuklarımın hayatlarına nasıl uygularım diye. Anacığım, üniversiteye ilk başladığım günü hatırlıyor musun? Bize buldurmaya çalıştığın peygamberi… Düşünen, içinde yaşadığı toplumun inançlarını sorgulayan bir çocuk olduğunu söylemiştin. İnanmayan ve kendisini kovan babasına karşı yine de merhametli oluşunu örnek göstermiş, ama inançlarından vazgeçmediğini özellikle belirtmiştin.
– Babacığım, o zaman sen ninemin hangi peygamberi anlattığını biliyorsun.
– Evet, biliyorum oğlum.
– Babacığım, haydi, sen söyle lütfen…
– Bence ninen birazdan kim olduğunu söyleyecek zaten… Ama nineniz kim olduğunu söylemeden ben size
onun ne kadar zeki olduğunu söylesem…

Murat daha da çok merak etmişti. Hatice nine, tekrar söze girdi:
– Elbette güzel oğlum. Meselâ bir gün şehir halkı kutlamalar için kırlara gidiyordu… Babası oğluna da gelmesini söyledi, fakat o gitmek istemedi. Herkes gittikten sonra eline bir balta aldı ve tapınağa gitti. Bütün putları kırdı. Yalnızca en büyük olan putu bıraktı. Baltayı da o putun boynuna astı. İşte bu zekice davranışı yapan İbrahim Peygamberdi. Emre, Zeynep ve Murat çok şaşırdılar. Çünkü İbrahim Peygamberi çok iyi bildiklerini sanıyorlardı.
Murat ise:
– Ben İbrahim Peygamberi, zamanın hükümdarı Nemrut tarafından ateşe atılarak yakılmak istendiğini biliyordum. Allah’ın emriyle ateşin İbrahim Peygamberi yakmadığını ve ateşlerin bir gül bahçesine döndüğünü de öğrenmiştim, dedi.

Aslında çocukların hepsi bunu, İbrahim Peygamberin İsmail adında bir oğlu olduğunu, onu Allah’a kurban edecekken Allah’ın bir kurbanlık gönderdiğini biliyorlardı. O günden sonra kurban bayramlarında insanların Allah’ın rızasını kazanmak için kurban kestiklerini de öğrenmişlerdi. Ancak bu gün anlatılanları ilk kez duyuyorlardı. Hepsi birden heyecanla sordular:
– Sonra nine?
– Sonrası çocuklar, bayram dönüşü halk önce tapınağa uğruyor ve putların hepsinin kırılmış olduğunu görünce çok sinirleniyorlar. İbrahim Peygamber, putlara inanmadığı için ondan şüpheleniyorlar. İbrahim’i aratıp bulduruyor ve ona hesap soruyorlar. İbrahim Peygamber, kırmadan bıraktığı putu göstererek şu cevabı veriyor:
– Ona sorun! Belki o yapmıştır. Çünkü balta onun boynunda asılı. Çocukların hepsi tebessüm ettiler. Cevabı çok zekice buldular.
– İnsanları düşünmeye sevk eden bir cevap, değil mi çocuklar, dedi Osman Efendi.
– Evet, aynı ninemin bize anlatışı gibi, diyerek gülümsedi
Zeynep.
– Kesinlikle mizah da var içinde dedi Murat.
– Beni de kendisini kovan babasına kızıp küsmeden onun için hayır dua etmesi çok etkiledi, dedi Ayfer Hanım.
– Öğrenilecek ve örnek alınacak ne hazineler var değil mi çocuklar, diye sordu Hayri Bey.

MASAL KATEGORİLERİ
Masal Oku
Dini Masallar
Eğitici Masallar
Türk masalları
Baba Masalları (Youtube)

dini masallar
dini masallar

KISA HİKAYELER

Severek Okuduğunuz hikayelerimize Android uygulamamızı indirerek cep telefonlarınızdan ve Tabletlerinizden Rahatlıkla Ulaşa Bileceksiniz.




Yazımızı Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.