En Sevgili

Yazımızı Paylaşın

En Sevgili / Dini Masallar

Dini Masallar kategorimizde, çocuklar için zeka geliştirici, faydalı bir peygamber masalları sunduk, Peygamberimiz Hz Muhammedi ve bizlere kattıkları anlam ve önemi anlatan  eğitici dini masallar sitemizde masalımızı okuya bilir, Youtube kanalı Baba Masalları katkısıyla hazırlanmış Masalımızı sayfanın Alltında Bulunan Dini Masal vidosu ile Dinleye bilirsiniz. .

(Ey Muhammed) Seni ancak Alemlere Rahmet olarak gönderdik Enbiya suresi 107. ayet

Zeynep, o hafta sonu yine kahvaltı yapmadan arkadaşlarıyla buluşmak üzere neşeyle evden çıktı. Elinde annesinin sardığı zeytinyağlı sarma ve yaptığı su böreği vardı. Şeyma, Gülcan ve İlknur ile buluşup birlikte Güçsüzler Yurduna gideceklerdi. Bu dört arkadaş, iki haftada bir evden hazırladıkları yiyecekler ve ellerinde bir kitapla Güçsüzler Yurduna gidiyorlardı.

Hepsi aynı mahallede oturdukları ve aynı okula gittikleri için kendilerini çok şanslı hissediyorlardı. Şeymaların evi Zeyneplerin eviyle yan yanaydı. Gülcan ile İlknur da bir sokak arkalarında oturuyordu. Mahalleleri de büyük şehirde olup da apartmana direnen tek katlı evlerin onurunu yaşıyordu.

Zeynep ile Şeyma buluşup sokağın başındaki bakkalın önünde İlknur ile Gülcan’ı beklemeye başladılar. Bakkalın sahibi İhsan Bey de çocukları görünce:
– Aferin çocuklar, maşallah ziyaretlerinizi hiç aksatmıyorsunuz. Siz yaşlı ve kimsesizleri yalnız bırakmıyorsunuz. Onlara merhamet gösteriyorsunuz. Allah da sizi hiçbir işinizde yalnız bırakmasın.
Zeynep:
– Amin. Peygamberimiz de bize bunu öğütlemiyor mu İhsan Bey Amca? Hem Peygamberimiz “Küçüğüne acımayan, büyüğüne saygı göstermeyen bizden değildir.” buyuruyor.

– Haklısın Zeynep kızım, aslında hepimiz, Sevgili Peygamberimizin yaşadığı gibi yaşamak için uğraşmalı, onun kıymet verdiklerine kıymet vermeliyiz, fakat…
– Aaa, işte İlknur ile Gülcan da geldi.
Dört arkadaş birbirlerine sarıldılar. İhsan Bey:
– Çocuklar, şu sütleri ve lokumları da benim adıma götürürsünüz değil mi, diyerek çocukların eline bir paket tutuşturdu. Onlar da İhsan amcalarına teşekkür edip hayırlı işler dileyerek yola koyuldular.

Bu dört arkadaş, okullarında yardımlaşma ve dayanışma kolunda idiler. Bu ziyaretleri gerçekleştirmeyi de öğretmenlerine yine kendileri önermişlerdi. İşte, Güçsüzler Yurdunun bahçesine gelmişlerdi bile.
Zeynep:
– Arkadaşlar, cama bakar mısınız? Ayşe teyze, Hatice nine, Musa dede, Recep amca, hepsi bizi camda bekliyorlar!

Merdivenleri koşarak çıktılar. Salonda camın kenarında oturmuş, kendilerini bekleyen büyüklerin ellerini öptüler. Sonra birlikte kahvaltı salonuna geçtiler. Getirdiklerini bütün masalara dağıtarak kendileri de onlarla birlikte kahvaltı yaptılar. Sonra birlikte yine salona geldiler. Zeynep, getirdiği kitaptan Peygamberimizin hayatını okudu. Orada bulunan herkes can kulağıyla dinledi.

Kitabın bir yerinde şöyle diyordu: “Peygamberimizin kalbi, şefkat, merhamet ve insan sevgisi ile dolu idi. Onun şefkat ve merhameti, hayatının her döneminde açıkça görülür. Merhametle dolu olan kalbi, hep iyilik için çarpardı. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: ‘Ey Muhammed! Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.’ (Enbiya Suresi, 107. ayet)”

Hatice nine, Zeynep cümlesini tamamlayınca söze girdi:
– Nineniz sizi yaratana kurban olsun. Sizler Sevgili Peygamberimizi örnek alıp onun merhametiyle bizleri sıcacık sararsınız ha… Ne deyim, Allah sizleri yetiştirenlerden razı olsun. Zeynep ve arkadaşları, o gün öğlene kadar kim ne istediyse onu yapmaya çalıştılar. Şeyma, Musa dede gözlüğünü kırmış; ona gazete okudu. Gülcan, Hatice ninenin saçını tarayıp ördü. İlknur, Ayşe teyzenin nevresimlerini değiştirip yıkayıp getirmek üzere yanına aldı. Bütün bunları yaparken bir yandan da onları dinliyorlardı. Hepsinin ayrı bir hikâyesi vardı, ama yalnızlık ortak noktaları olmuştu.

Zeynep, öğleden sonra eve döndüğünde içinde huzur vardı, ancak bu huzura hüznün gölgesi düşüyordu. Yaşadıklarını ailesiyle paylaştı. Kendisi de bir banyo yaparak derslerinin başına geçti. Derslerini bir an önce bitirip akşamki sohbet için Peygamberimizin hayatını ve özellikle üzerinde durmak istediği konuları bir kez daha gözden geçirmek istiyordu.

İşte yine bütün aile toplanmışlardı. Zeynep, Sevgili Peygamberimizin ruhuna Fatiha okuyarak anlatmaya başladı:
– Öncelikle bizlere Peygamberimizi anlatmakla kalmayıp onun gibi yaşama gayretinizle örnek olduğunuz için sizlere çok teşekkür ediyorum, diyerek ninesinin, dedesinin, annesinin ve babasının ellerini öptü. Emre de hemen ablasını takip etti. Murat da ağabey olarak bu tabloda yerini aldı.

Zeynep tekrar konuşmaya başladı:
– Peygamberimiz çok merhametliydi. Çocuklara, yaşlılara, kimsesizlere, fakirlere, hayvanlara karşı hep merhamet beslerdi. Bugün dünyada olan şiddete bakınca, hatta okullar da çocukların birbirine tekme attığını görünce, Peygamberimizi sevdiğimizi nasıl iddia edebiliyoruz diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Öylesine merhamet sahibi ki kendisini taşlayan, dişini kırıp kanatan müşriklere bile beddua
etmiyor. Sonra çocukluğundan itibaren hiç yalan söylememesi…

Emre:
– Abla, hiç yalan söylemediği için Peygamberimize Muhammedül Emin, yani “Güvenilir Muhammed” diyorlarmış değil mi?
– Evet, Emreciğim. Düşünsene çocukluğundan itibaren hayatında hiç yalan söylememiş. Sonra Peygamber olmasına rağmen hiç övünmemiş, hep alçak gönüllü olmuş, deyince dedesi söze girerek:
– Hatta Peygamberimiz bazen ev işlerini bizzat kendisi görürdü, odasını süpürür, elbisesini kendisi yamar, ayakkabısı söküldüğü zaman kendisi tamir ederdi.
– Nasıl yani, Peygamberimiz yamalı kıyafet mi giydi?
– Niçin şaşırdın Emreciğim? İnsanın kıyafeti yamalı olabilir, ama bu temiz olmasına engel değil ki.

Peygamberimiz her zaman temizliğe önem verirdi. Bedenini de elbiselerini de çevresini de hep temiz tutardı, diye cevap verdi dedesi. Ayfer Hanım:
– Günümüzde hâlâ diş fırçalamayanların var olduğunu düşünürsek, o devirde Peygamberimizin diş temizliğini tavsiye etmiş olması ne kadar önemli değil mi?
– O zaman diş fırçası var mıydı?
– Diş fırçasının görevini yapan misvak vardı, Emreciğim. Hani geçen sene Hacdan getirmiştim ve sana göstermiştim unuttun mu?
– Tamam şimdi hatırladım, dedeciğim. Hayri Bey Zeynep’e dönerek:
– Eee güzel kızım, Peygamberimiz ne kadar çok şey öğretmiş değil mi?
– Ben de şimdi tam onu söyleyecektim, babacığım. İnsanın ihtiyaç duyacağı hangi konu varsa cevabını Peygamberimizde bulabiliyor.

Hatice nine, torununa her zamanki bilge tavrıyla:
– Bunun sebebi ne olabilir sence, diye bir soru sordu.
Zeynep tereddütsüz:
– Tabiî ki Kur’an-ı Kerim. Allah Kur’an-ı Kerim vasıtasıyla Sevgili Peygamberimizi yetiştiriyor. O da Kur’an-ı Kerim vasıtasıyla Müslümanları yetiştiriyor.
– Yani Peygamberimiz öğretmenlik mi yapıyor abla
– Aynen öyle Emreciğim. Allah, Kur’an-ı Kerim ve Sevgili Peygamberimiz vasıtasıyla ilim sahibi olmamızı emrediyor. Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyuruyor: “Ya âlim ol, ya öğrenen ol, ya bunları seven ol, ya da dinleyen ol. Beşincisi olma yok olursun!” Bu sınıflandırmadan da anlıyoruz ki ilim ve öğrenme ile ilgi si olmayan insan topluma zararlı insandır.

Hayriye Hanım:
– Yine Peygamberimiz: “İlim öğrenmek kadın erkek her Müslümana farzdır.” buyuruyor.
Hatice nine:
– Emrem, güzel torunum, hani sen bana bazen soruyorsun ya, gözlerin ağrıdığı hâlde niye hâlâ kitap okuyorsun, diye. Peygamberimiz “Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz.” buyuruyor, yani öğrenmenin yaşı ve zamanı yok.
Murat:
– Peygamberimiz gerek Müslümanlara gerekse bütün insanlığa ilim hedefini göstermiş, deyince Zeynep hemen ekledi:
– İnsanlığımızı unutmamak kaydıyla…

MASAL KATEGORİLERİ
Masal Oku
Dini Masallar
Eğitici Masallar
Türk masalları
Baba Masalları (Youtube)

Eğitici masalımızı  Dini Masal Videosu İle Dinlemek İstermisiniz?

dini masallar


KISA HİKAYELER

Severek Okuduğunuz hikayelerimize Android uygulamamızı indirerek cep telefonlarınızdan ve Tabletlerinizden Rahatlıkla Ulaşa Bileceksiniz.




Yazımızı Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.