«
  1. Anasayfa
  2. Dini Masallar
  3. Kuran’ı Kerimi Okumayı Öğrenirken

Kuran’ı Kerimi Okumayı Öğrenirken

Eğitici Dini Masallar

Kuran’ı Kerimi Okumayı Öğrenirken / Eğitici Dini Masallar

Bu eğitici dini masallar, çocukların Kuran’ın değerli öğretileriyle tanışmalarına yardımcı oluyor. “Kuran Masalı” serisi, küçük yaşlardan itibaren çocuklara dini bilgileri eğlenceli ve anlaşılır bir şekilde sunarak, manevi gelişimlerine katkıda bulunuyor. “Eğitici Dini Masallar” ve “Çocuklar İçin Dini Hikayeler” kategorileri altında yer alan bu masal, Kuran ile ilgili öğretici hikayelerle dolu. “Kuran ile İlgili Çocuk Masalları” ve “Değerler Masalı” gibi anahtar kelimelerle zenginleştirilmiş bu metin, çocukların manevi dünyalarını genişletmeye ve ahlaki değerleri özümsemelerine yardımcı oluyor.

“Kuran’ı Kerimi Okumayı Öğrenirken” isimli dini masalımızı DİNLEMEK İstermisiniz

kuranı kerim ile ilgili masallar


Pınar o gün okuldan çıkar çıkmaz, eve uğramadan, babasının dediği gibi yan apartmana koştu. Fatma ablası onu güler yüzle karşıladı ve içeri buyur etti. Haftada üç gün, yalnızca birer saat çalışmaya karar verdiler. Vedalaşıp kapıdan çıkarken:

“Gelirken abdest almayı unutma. Kur’an-ı Kerim’i abdestli olarak eline alırsan ona saygı göstermiş olursun,” dedi Fatma ablası.

“Tamam,” diyerek başını salladı Pınar. Ama abdest almayı bilmiyordu! Olsun, dedi. Annem her gün Kur’an-ı Kerim okuduğuna göre o biliyordur, ondan öğrenirim, diye düşündü.

Eve gidince ilk işi annesine nasıl abdest alacağını sormak oldu. Annesi bir dakika bekle, diyerek odadan çıktı. Elinde küçük bir kitapçıkla geri döndü. Pınar’a uzattı. Aç bakalım, dedi. Pınar sevimli küçük kitabı eline aldı.

İçini açtığında kendisi kadar çocukların abdest alan resimlerini gördü. Sırasıyla abdestin bütün hareketlerini gösteriyorlardı. Onlara bakarak kolayca abdest alabilirdi. Annesine teşekkür etti.

Kitaba baka baka abdestini aldı. Ne güzeldi abdest almak! Ağzını, burnunu, yüzünü, kollarını, ayaklarını… hepsini yıkamıştı abdest alırken.

“Şimdi anladım,” dedi. “Benim artık en iyi arkadaşım olan Kur’an-ı Kerim, onun yanına giderken temiz olmamı istiyor. Şu arkadaşıma bak, bana şimdiden bir şeyler öğretmeye başladı bile!

En iyi arkadaşım iş başında! Bir de okumaya, onunla vakit geçirmeye başlarsam kim bilir neler öğretecek bana,” dedi.

Günler hızla geçiyordu, Pınar Fatma ablasının yanına giderek Kur’an-ı Kerim’i okumayı iyice öğreniyordu. Hem haftada sadece üç saat gittiği için okul derslerine de engel olmuyordu.

Pınar, “Çok zor olduğunu sanıyordum ama hiç de öyle değilmiş,” diye düşünüyordu. O çok zor görünen harfleri kolayca öğrenerek okumanın tadını çıkarıyordu. Aklına bir anda evde yaşadığı küçük bir olay geldi.

Dedesi Kur’an-ı Kerim okurken hiç kimseyle konuşmuyordu. Onun içine dalıp gidiyordu sanki. Hatta bir keresinde küçük kardeşi Mustafa, dedesi Kur’an-ı Kerim okurken onun yanına gitmiş ve her zamanki sevimliliklerinden yapmaya çalışmıştı.

Dedesinin kendisine cevap vermediğini gören Mustafa iyice hırçınlaşmıştı. Hatta sakalını çekerek ondan tepki beklemişti. Dedeşi buna da tepki vermeyince ağlaya ağlaya annesinin yanına koşmuş ve:

“Anneciğim, dedem benimle küstü, konuşmuyor, bana cevap vermiyor,” demişti. Annesi onun elinden tutup dedesinin yanına götürünce durumu anlamış:

“Bak oğlum, insanlar Kur’an-ı Kerim okurken rahatsız edilmemelidir. Kur’an-ı Kerim ile meşgul oldukları için zaten cevap veremezler,” demişti. Yani dedesi Mustafa’ya küsmemişti. Kur’an-ı Kerim okuduğu için cevap verememiş, okuması bitene kadar dedesinin yanında sessizce beklemişti.

Bitirir bitirmez de hemen dedesinin boynuna sarılıp onu öpmüştü. Sonra da huysuzluk edip sakalını çektiği için ondan özür dilemişti. Pınar artık dedesinin neden böyle yaptığını daha iyi anlıyordu. Kendisi de Kur’an-ı Kerim okurken dalıp gidiyor ve etraftaki şeylerle ilgilenemiyordu.

Çok sevdiği birinden mektup almışçasına büyük bir merak ve ilgiyle okuyordu Kur’an-ı Kerim’i. Çünkü Allah’ı çok seviyordu. Onun kendisine ve bütün insanlara neler söylediğini merak ediyordu. Kur’an-ı Kerim okunurken neden sessiz kalınması gerektiğini de anlıyordu artık.

“Bize sayısız güzellikler veren, bizi yaratan Rabbimiz, bize bir de mektup gönderiyor. O mektupta bizi ne kadar çok sevdiğini, bizim mutlu olmamızı istediğini anlatıyor. Ayrıca bize mutlu olmanın yollarını öğretiyor.

Böyle bir durumda o mektuba karşı saygısızlık etmek, ilgisiz davranmak bize yakışmaz. O okunurken sesiz olmalıyız, ona karşı saygıyı elden bırakmamalıyız,” diye mırıldandı kendi kendine.

Bunları düşünürken o kadar dalmıştı ki bir an Fatma ablasının evinde olduğunu unuttu. Neyse ki kendi kendine mırıldanırken kimse duymamıştı.

Bir anda kötü bir hisse kapıldı Pınar. Sürekli Fatma ablanın evine gelir oldum. Acaba onu rahatsız ediyor muyum, diye düşünerek endişelenmeye başladı. Bu düşüncesini söylediğinde Fatma ablası:

“Olur mu öyle şey Pınarcığım? Beni kesinlikle rahatsız etmiyorsun, gelmenden mutluluk duyuyorum. Hem sevgili Peygamberimiz: “İnsanların en hayırlısı Kur’an-ı Kerim’i öğrenen ve öğretendir,” buyurmamış mı? Böyle bir durumda senin gelmen hem benim için hem de senin için çok iyi,” dedi.

Pınar şaşırmıştı.

“Nasıl yani ablacığım, buraya gelerek ben de mi insanların en iyilerinden oluyorum?”

“Evet Pınarcığım, sen de insanların en iyilerinden oluyorsun!”

“Ablacığım, ben buraya öğrenmek için geliyorum, bir de öğrendikten sonra başkalarına öğretirsem iki kere mi iyi oluyorum?”

Fatma ablası bu soruya gülümseyerek karşılık verdi:

“Evet tatlı kız, iki kere iyi oluyorsun!”

İkisi de güldüler.

KULAĞIMIZA KÜPE OLSUN

İnsanların en hayırlısı kur’an-ı kerim’i öğrenen ve öğretendir. Hz. Muhammed (s.a.s.)


Diyanet çocuk Masalları serimizde “Kuran’ı Kerimi Okumayı Öğrenirken” isimli Eğitici dini masalımızı okudunuz, Masalımıza Yorum yazmayı ve Arkadaşlarınız İle Paylaşmayı unutmayın.


İlgi İle Okuyacağınız Masallar


MASAL KATEGORİLERİ
Masal Oku
Dini Masallar
Eğitici Masallar
Türk masalları
Baba Masalları (Youtube)


İlginizi Çekecek Hikayeler

Bir Cevap Yaz

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *