Betül’ün Günlüğü – Eğitici Masallar

Yazımızı Paylaşın

Betül’ün Günlüğü – Pi̇kni̇k Zamanı

Betül’ün günlüğü isimli eğitici masallar Bölümümüze başlıyoruz ,çocuklarınıza ,Güzel ahlak ,Yardım ve birbirlerine karşı Saygıyı aşılayacak olan eğitici masalımızı okumak ve dinlemek için takipte kalın.

Sevgili Günlük,

Pazar günleri horul horul uyumaya bayılıyorum ama bu pazar sabah erkenden uyandım ve okula gittim. Niye mi? Çünkü okulumuz, büyük bir piknik düzenledi ve pazar sabahı erkenden okulda olmamız gerekiyordu. Günlerdir her evde hazırlık var. Pastalar, börekler, dolmalar… Annem o kadar çok şey yaptı ki, okula giderken zor taşıdım. Okuldaki herkes bir şeyler hazırlıyordu. Öyle bir soframız oldu ki öğretmenimiz,
– Halil İbrahim Sofrası dedikleri işte bu, dedi. Tam tamına 10 otobüs dolusu çocuk ve öğretmen. İşte piknik dediğin böyle olmalı.

Pikniğe gelmenin en zor tarafı, Pazar sabahı erkenden uyanmak ve evden kaçmaktı. Evet evet, evden kaçmak diyorum! Kardeşim Burak, pi̇kni̇k Zamaaanı!
– Ben de pikniğe gitmek istiyoyum, diye o kadar çok ağladı ki…

İki gündür evin kapısında nöbet tutuyordu. O yüzden sabah evden gizlice kaçmak zorunda kaldım. Onu götüremezdim, çünkü daha çok küçük ve öğle uykusu uyumadığı zamanlarda çok huysuz oluyor. Hem ben arkadaşlarımla oynayınca, onun canı sıkılacaktı. Aslında çok üzüldüm, ama annem,

– Olsun kızım, haftaya biz de ailece pikniğe gideriz, olur biter. Çok küçük o, unutur birazdan, deyince rahatladım.

Piknik harikaydı… Arkadaşlarımla top oynadık, ip atladık. Saklambaç oynarken, kaybolanlar ve koşarken yere düşenler oldu ama yine de her şey çok güzeldi. Yemeklerimizi yemek için sofranın başına geçtiğimizde hepimiz kurt gibi acıkmıştık.
Öğretmenimiz,
– Ellerinizi yıkadınız mı, diye sordu. O kadar koşturmuş, oynamıştık ama sofraya gelirken ellerimizi yıkamamıştık. Birbirimize baktık:
– Yoooo, dedik. Aynı koro gibiydik bunu söylerken.
Öğretmenimiz güldü:
– Yoooo korosu, hadi gidin ellerinizi yıkayın da gelin.
Herkes piknik alanındaki çeşmelere koştu. Ellerimizi, yüzümüzü yıkadık, sofranın başına geçtik.
– Yemeğin bereketi yemekten önce elleri, yemekten sonra da elleri ve ağzı yıkamaktır, dedi öğretmenimiz.
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenimiz,
– Yemeğe başlamadan önce sofra duasını okumayı unutmayalım. Sofranın bereketini artırmak için sofra duası çok önemlidir. Sofra duası yemekten önce veya sonra okunabilir. Verdiği nimetler için Allah’a şükretmeliyiz çocuklar, dedi.
Öğretmenimiz duayı okudu, biz de onunla birlikte tekrar ettik.
– Soframıza bereket, vücudumuza sıhhat, dünyada kalanlara selamet, ahirete gidenlere rahmet eyle. Bizlere iki cihanda güzellikler ihsan eyle. Her türlü felaketlerden koru Rabbim. Amin.

Yemek yemeye başlarken hep birlikte ve yüksek sesle ”Bismillahirrahmanirrahim” diyerek besmele çektik. Sanki bütün piknik alanı duydu söylediğimizi, ağaçlar, toprak, gökyüzü, bulut. Sanki onlar da bizimle birlikte “Bismillahirrahmanirrahim” dedi.

Aycan’ın annesinin yaptığı börekler, günün konusu oldu. O kadar lezzetliydi ki, Yakup üç taneyi birden yutmaya çalışırken az daha boğulacaktı.

Öğretmenimiz,
– Oğlum tabakları da yiyeceksin, yavaş biraz, deyince hepimiz çok güldük.  Bu sırada sofranın en başındaki keke ulaşmak için arkadaşlarının üstünden atlamaya çalışan Yakup’a dönüp, herkesin tabağın kenarından ve kendi önünden yemesi gerektiğini de hatırlattı.

Yakup piknik boyunca getirilen her yiyeceğin tadına baktı. Sofradan kalkmaya hazırlandığımız sırada ise, yere yuvarlandı. O kadar çok yemişti ki, yürüyecek, hatta sofradan kalkacak hâli bile kalmamıştı.
– Karnıma taş doldurulmuş gibi hissediyorum öğretmenim, dedi.

Öğretmenimiz,
– Ah be oğlum, ne vardı bu kadar yiyecek? dedi. Sonra da Peygamber Efendimizin bir hadisini örnek verdi: “İnsanoğlunun belini doğrultacak kadar yemesi kafîdir. Mutlaka yemesi gerekirse, midesinin üçte birini yemeye, üçte birini içmeye, üçte birini de nefes alıp vermeye ayırmalıdır.”

Sofradan kalkıp, ellerimizi ve ağzımızı güzelce yıkadık. Yakup ise oturduğu yerden bir saat kadar kalkamadı. Kalkacak hâli kalmamış, kocaman bir göbeği olmuştu.
– Haaa! Unutmadan söyleyeyim: Fen Bilgisi ödevimi de bu piknik sırasında yaptım. Nasıl mı? Öğretmenimiz verdiği ödev için yaprak toplamamızı istemişti. O kadar ağacı bir arada görmüşken, bu işi de bitirmiş oldum. Ağaçlara zarar vermeden, yere düşen yapraklardan topladım ve çantama koydum.
Yakup oturduğu yerden,
– Benim için de birkaç tane yaprak toplar mısın Betül, diye bağırmaya başladı. Onun için de birkaç yaprak aldım. Ne de olsa şu anda hasta sayılırdı ve ben bir arkadaşıma yardım etmiş oluyordum.

Otobüsler piknik alanına gelmeye başladığında, bu güzel günün de bittiğini anladık. Otobüse bindiğimizde, Yakup uyumaya başladı. Bir yandan da horluyordu. O kadar çok horladı ki, otobüsün motor sesinden bile daha yüksek bir ses çıkarıyordu. Okula gelene kadar hepimizin kafası kazan gibi olmuştu. Otobüsten inerken bir arkadaşımız Yakup’a,
– Ne kadar çok horladın, kafamız şişti, deyince Yakup,
– Ben mi? Ben uyumadım ki, sadece gözlerimi dinlendiriyordum, dedi. Otobüsteki herkes gülmeye başladı. Gözlerini dinlendirmesi böyleyse, uyusa ne olacaktı kim bilir?

Sevgili Günlük, Evet, yorucu bir gündü. Yarın okul var ama yine de bu piknik hepimize çok iyi geldi. Şimdi kapanan göz kapaklarıma daha fazla işkence etmeyeyim de bir an evvel uyuyayım.

Değerli dostlar eğitici masallar serimizden ” Betül’ün günlüğünü” okudunuz Türkçe masalımızı beğenmeyi, Yorum Yazmayı ve Paylaşmayı unutmayın.
MASAL KATEGORİLERİ
Masal Oku
Dini Masallar
Eğitici Masallar
Türk masalları
Baba Masalları (Youtube)


KISA HİKAYELER

Severek Okuduğunuz hikayelerimize Android uygulamamızı indirerek cep telefonlarınızdan ve Tabletlerinizden Rahatlıkla Ulaşa Bileceksiniz.




Yazımızı Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir