Küçük Yavru Fil Karanfil

Yazımızı Paylaşın

Küçük Yavru Fil Karanfil / Türk Masalları

Türk masalları, yeni masallar la sizlere, uyku masalları ‘n dan eğitici masal, zeka geliştirici masallar sunmaya devam ediyoruz, masalımızda yavru filin yaşadığı ortamı tanımasını anlatıyoruz keyifle okuyacağınız çocuk masalımızı beğenmeyi unutmayın. Masalımızı Alltta Bulunan Masal vidosu ile Dinleye bilirsiniz.

Bu seferki masal kahramanımız uzak diyarlarda yaşayan biri değil. Hemen yanı başınızda yaşayan bir yavru fili anlatacağım size. Adı Karanfil. Karanfil çiçeğinin kokusunu çok sevdiğinden annesi ona bu ismi vermiş. Gün boyu annesinin yanından hiç ayrılmayan Karanfil her yeni gün ondan farklı şeyler öğrenmeyi çok seviyormuş.

Annesi ona hortumuyla kendini yıkamayı öğretmiş; kuşlarla arkadaşlık etmeyi, çiçekleri sevmeyi, kitap okumayı ve sayı saymasını da öğretmiş. Karanfil bir gün annesine neden başka fillerle arkadaşlık etmediklerini sormuş. “Annecim kuşların kendileri gibi bir sürü kuş arkadaşı var. Böceklerin, kelebeklerin, kedilerin ve diğer hayvanların da… Neden etrafımızda bizden başka fil yok?”.

Annesi Karanfil’in bu sorusuna ne cevap vereceğini bilememiş çünkü fillerin artık bu dünyada çok az kaldığını ona söylerse Karanfil çok üzülecekmiş. Annesi biraz düşünmüş ve ona şöyle demiş “Canım Karanfil, filler dünyanın diğer topraklarını da merak edip oraları görmeye gittiler ama sonra hepsi bir tarafa dağılmış oldu. Birbirlerini kaybettiler. Baban bütün filleri bir araya getirmek için yola çıktı. Bir gün hepsini bizim yanımıza getirecek. “Biz neden babamla birlikte gitmedik anne?”. “Çünkü sen uzun bir yolculuk için çok küçüksün Karanfil. Biz seninle burada bekleyeceğiz. Hadi biraz kitap okuyalım, ne dersin?”.

Kitap okumaya başlayan Karanfil aklını bir türlü okuduklarına veremiyordu. Babası diğer arkadaşlarını bulup getirebilecek miydi? Acaba arkadaşları gittikleri yerlerden buraya gelmek isteyecekler miydi?. Bunları düşünürken gözleri yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı.

Rüyasında omuzlarında kocaman iki kanadı vardı Karanfil’in. Uzun yürüyüşlere gücü yetmeyebilirdi ama kanatlarıyla uçabilecek kadar büyümüştü. Hem uçmak için büyük olmak da gerekmiyordu. Kuşlar hep küçücüktü. Kanatlarını çırpmaya başladı Karanfil. Ama havalanmaya bir türlü cesaret edemiyordu. Ya havalanamayıp düşerse?.. Ya bir yerleri kırılırsa?.. Annesi buna çok üzülürdü. Bir müddet bekledi Karanfil. Sonra içine bir cesaret geldi ve aniden havalandı. Evet, işte bu kadar kolaydı! Gökyüzünde özgürce uçmak inanılmazdı! Yeryüzünü yukarıdan izliyor ve gördüklerine inanamıyordu.

Ağaçlar nokta, ırmaklar birer çizgi gibiydi. Annesini aradı gözleri, bir türlü onu göremiyordu. Bir an korktu ve hemen aşağıya, onun yanına inmek istedi. Ama bir dakika… Annesi işte orada, her zamanki ırmağın kenarında kendisiyle birlikte yıkanıyordu. Hortumlarıyla birbirlerini ıslatıyorlardı. Onunla oynaması ne kadar da güzeldi. Annesinin yanında ufacık kalıyordu. Kendisini ve annesini yukarıdan izlemek Karanfil’e çok keyifli gelmişti. Ama sanki kanat çırpmaktan yorulmaya başlamıştı. Ne de olsa bir kuş, kelebek ya da uğur böceği kadar hafif değildi.

Ne yapabilirim diye düşünürken pofuduk bir bulutun üstüne atıverdi kendini. Karanfil’in üzerine atlamasıyla hareket etmeye başlayan Pofuduk: “Sen de kimsin? Nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?” diye sordu. “Ben kanatları olan bir filim. Karanfil’im. Yeryüzünden geliyorum ve başka topraklardaki kardeşlerimi bulmaya gidiyorum”. Ne yapacaksın onları?”. “Oyun oynayacağım, şarkı söyleyeceğim, sohbet edeceğim. Neler neler yapacağız bir bilsen”… “Öyleyse hoş geldin, onları bulana kadar sırtımda taşıyacağım seni”. “Teşekkür ederim canım Bulut, hoş buldum. Ben de sana şarkı söyleyerek eşlik edeyim. Annem bana çok güzel şarkılar öğretti”. Karanfil biraz öksürerek sesini temizledikten sonra ahenkle şarkılar söylemeye başladı.

Bu, Pofuduk’un da çok hoşuna gitmişti, o da katıldı. Gökyüzü adeta ikisinin sesiyle yankılanıyordu. Pofuduk bir bulutun üstünde kanatlı bir filin şarkı söylediğini gören gök ahalisi şaşkındı. Acaba nereye gidiyorlar diye merak edenler ve şarkılarını dinlemek isteyenler onları takip etmeye başladılar. İlk önce bir serçe kuşu takılmıştı peşlerine. Sonra başka bulutlar, başka başka kuşlar… Ve en son güneş… Hiç biri daha önce bu kadar güzel şarkılar dinlememişti. Mutluluktan nereye gittiklerini bile unutmuş, saatlerce güle oynaya şarkılar söylemişlerdi. Derken Karanfil son şarkısını da söyleyip sustu.

Hepsi birden neden sustun dediler. Karanfil: “Bildiğim şarkıların hepsini söyledim,” dedi. Saatlerdir Karanfil’in nereye gittiğini merak edip de soramayanlar hep birden; “Peki nereye gidiyorsunuz?” diye sordular. “Pofuduk’la birlikte arkadaşlarımı arıyoruz. Dünyanın bütün fillerini belki de”. “Dünyanın bütün filleriyle ne yapacaksın ki?”. “Siz dünyanın bütün bulutları ve kuşlarıyla ne yapıyorsanız onu yapacağım ben de.

Hepsi kafalarını eğip düşünmeye başladılar. Çünkü daha önce birlikte neler yaptıklarını ve hatta birliğin güzelliğini bile fark etmemişlerdi. Evet, ya gökyüzünde sadece biri kalsaydı! Ne yaparlardı! Bunu kendilerine hiç sormamışlardı. Karanfil se arkadaşlarından ve babasından uzaklarda sadece annesiyle yaşıyordu. Peşlerinden gelenlerin hepsi ona yardım etmek, arkadaşlarını aramak istedi. Güneş, hep birlikte onlara şarkılar söyleyerek seslenelim bizi mutlaka duyacaklardır, dedi.

Günlerce yeryüzündeki fillerin şarkısını söylediler. Ne zaman yorulacak olsalar güneş, ışığıyla kuvvet verdi onlara. Karanfil arkadaşlarını bulamasa bile artık gökyüzünde sayısız arkadaşı olduğu için mutluydu. Evine üzgün dönmeyecekti. Ama durun bir dakika! Hortumlarıyla birbirlerine elma atan bir kaç fil görmüşlerdi sanki! Karanfil heyecanından dengesini kaybedip Pofuduğun üstünden düşüverdi. Üstelik kanatlarını çırpmayı da unutmuştu! Göktekilerin hiç biri yere  bakmaya cesaret edemedi. Hepsi onun yere düşeceğini sanıyordu ama iyi ki korkulan olmadı. Fillerden biri Karanfil’i hortumuyla yakalayıvermişti.

Gözlerini açtığında kendisini annesinin yanı başında buldu Karanfil. Ona günaydın diyordu. Karanfil hepsinin bir rüya olduğuna inanamadı ve hemen gökyüzüne baktı. Her zamanki gibi görünüyordu gök. Bulutlar ve kuşlar vardı. Bir de güneş. Oradaydılar ama kendisini tanımıyorlardı. Tam kafasını ümitsizce yere eğecekken, bir bulutun üstünden kendisini selamlayan serçecik, rüyasında söyledikleri şarkıyı tekrar etmeye başladı. Şarkıyı duyan annesi şaşkındı. Bizim şarkımızı gökyüzündeki bir küçük serçe nereden biliyor, dedi. Karanfil gülümsedi: “Ona ben öğrettim!”. “Ne zaman öğrettin?”. “Az evvel, rüyamda! Ve sadece şarkılar da değil”. “Başka ne öğrettin canım?”..

Diğer kuşlarla birlikte olduğu için artık kendini çok şanslı hissediyor. Annesi duyduklarının anlamını çok iyi biliyordu. Karanfil de arkadaşlarıyla birlikte olmak istiyor ve babasını çok özlüyordu. Onun bu üzüntüsünün gittikçe arttığını gören annesi, çoktandır düşündüğü ama bir türlü cesaret edemediği şeyi yapmaya karar verdi. Karanfil’i de alıp buralardan gidecek, diğer filleri bulacaklardı. Artık oldukça azalmışlardı ama bir yerlerde kendilerini bekleyen filler mutlaka vardı.

“Yarın yola çıkıyoruz Karanfil. Arkadaşlarına kavuşacaksın yavrum”. “Gerçekten mi! Belki şarkı söyleyerek ararsak daha çabuk buluruz anne!”. “Haklısın canım, rüyandaki şarkıların hepsini söyleyelim”.

Ertesi gün yola çıkan Karanfil ve annesi uzun bir yolculuğun ardından acaba ne yaptılar?.. İnanın bunu ben de bilmiyorum. İsterseniz hep birlikte serçeye soralım. Serçenin şarkılar dinlemek için onları takip ettiğinden eminim!

MASAL KATEGORİLERİ
Masal Oku
Dini Masallar
Eğitici Masallar
Türk masalları
Baba Masalları (Youtube)


Eğitici masalımızı Dinlemek İstermisiniz?

yavru karanfil


KISA HİKAYELER

Severek Okuduğunuz hikayelerimize Android uygulamamızı indirerek cep telefonlarınızdan ve Tabletlerinizden Rahatlıkla Ulaşa Bileceksiniz.

 


Yazımızı Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.